BilimBlogKişisel GelişimYERLİ

Sen de mi? Ben de mi? Kara Ölüm Pandemi!

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

Kara Ölüm ile Avrupa nüfusu mahvoldu ve iyileşmesi yüzlerce yıl sürdü. Bu salgın ile birlikte karantina olaylarının kökenlerini de görebilirsiniz.

Ekonomisi ticarete dayanan Venedik Cumhuriyetinde, başkent Venedik’e salgın hastalık bulaşmasın diye kente gelen gemiler 40 gün şehir açıklarında denizde beklermiş, Karantina kelimesi buradan gelirmiş.

Mevcut korona virüs krizine biraz tarihsel açıdan bakıldığında salgın hastalıkların toplumda, toplum kültürü üzerinde geçmiş ve şimdiki etkilerine kayıtsız kalmak zor. İnsanların mikroplarla, bulaşıcı hastalıklarla ve dolayısıyla salgınlarla oldukça yakın bir bağlantısı var.

Korona virüs kapsamına bakarken haberlere dikkat ederseniz, insanların salgını nasıl çerçevelediklerine, araştırmalardan ve bu araştırmalara dahil olan bireylerin nasıl birbirini suçladığına ve bir günah keçisi aradığına şahit olabilirsiniz. Örneğin, korona virüsün nasıl yayıldığına ve farklı kökenlerine dair çok sayıda komplo teorisi var. Henüz menşeiyle ilgili hiçbir şey doğrulanmadı, ancak yine de yanlış bilgilerin etrafa yayıldığını görüyorsunuz. İnternet inanılmaz, ulaşılabilir her bilgi için uçsuz bucaksız bir alan. İnterneti kullanırken daha bilgili olunması ve bilginin nereden geldiğinin düşünülmesi gerekiyor. Dikkat ederseniz, birçok yanlış bilginin ve köşe yazılarının olduğunu fark edeceksiniz.

Modern tıp, bir virüsün nasıl yayıldığını anlamamıza yardımcı olabilecek, kullanabileceğimiz birçok yöntem ve teşhis sağlamıştır. Şu anda virüs hakkında her gün daha fazla şey öğrenirken, yeni bir aşı ya da ilaç için virüsün özelliklerini daha iyi öğrenmek adına virüsten ilk etkilenenlerin gözlenmesi ve anlaşılması zaman alacaktır. Modern ilerlememiz ve tıbbımız olsa bile, bir salgınla başa çıkmak, insanların kendileri ile ne kadar başa çıkabileceğine bağlıdır. Bu gibi zamanlarda arkadaşlarımıza, ailemize veya toplumumuzdaki savunmasız kişilere özen göstermek çok daha önemli olabilir. Umut, amaç ve anlam duygusu geliştirilebilir.
Salgının bilinmemesi, ne kadar süreceği, kimi etkileyeceği ve hayatlarımızı sonsuza kadar nasıl değiştirebileceği büyük ölçüde endişe uyandırıcıdır. Psikologlar, böyle bir krizde endişeli ve kaygılı hissetmenin normal olduğunu, ancak bunun üstesinden gelinebileceğini söylüyor.

Korona virüsle ilişkili stresi ortadan kaldırmak zor bir iş olsa da zihinsel sağlığınızı ve bağışıklığınızı koruyabilmeniz için yönetilebilir olmalıdır ve yönetilmelidir.

 


Şu anda ne hissediyorsanız, o şekilde hissetmenin sorun olmadığını bilin. Ne hissettiğinizi fark etmek ve ifade etmek için kendinize zaman tanıyın. Bu, günlük tutma, başkalarıyla konuşma veya duygularınızı yaratıcı bir şeye (örneğin çizim, resim, şiir, müzikli meditasyon) yönlendirme yoluyla olabilir.
Başa çıkmak için, sorunla ilgili medya izleme sürenizi sınırlayın, virüsün yayılmasını kontrol etmeye yardımcı olmak için üzerinize düşeni yapın.

Günlük aktivitelerinizi ve rutininizi mümkün olduğunca sürdürün. Sağlıklı bir rutine sahip olmak, düşünceleriniz ve duygularınız üzerinde olumlu bir etki yapabilir. Sağlıklı yemekler yemek ve pişirmek, fiziksel egzersiz (örneğin yürüme, esneme, koşma, bisiklete binmek) yeterince uyumak ve zevk aldığınız şeyleri yapmak gibi temel ihtiyaçlarınıza geri dönün.

Başkalarından destek ve ilgi görmenin, zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı olma konusunda güçlü bir etkisi vardır. Pozitif yaklaşımda olan aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek rahatlık ve istikrar duygunuzu geliştirebilir. Endişelerimiz, düşüncelerimiz ve duygularımızı başkalarıyla paylaşmak, stresli bir durum hakkında düşünme veya bununla başa çıkmanın yararlı yollarını bulmamıza da yardımcı olabilir.
Belirsiz bir durumda, çok sayıda ‘ya eğer?’ gibi soruların aklınızda olması doğaldır. Bilginin yokluğunda, endişeli zihnimiz çoğu zaman boşlukları en kötü senaryolarla doldurur ve bu da sizi bunalmış, çaresiz veya savunmasız hissettirebilir.

Kontrolünüz dahilindeki şeyler nelerdir?”, “En kötü durum senaryosu olasılığını abartıyor musunuz?”,” Geçmişte zorlu durumlarla başa çıkmanıza hangi stratejiler yardımcı oldu?”, “Şimdi yapabileceğiniz küçük yararlı veya olumlu eylem ne olabilir? gibi kendinize sorular sorarak zihninizdeki negatif düşüncelerinizi pozitife dönüştürün.
“Benim zihnim güçlü bir iyileştirme aracıdır. Her sorun bana öğrenmem gereken bir ders verir” olumlaması ile olumlanın.

Sevgiyle, sağlıklı günler

Tags

İrem Karaarslan

İnsan Kaynakları Profesyoneli

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close