Ahmetesor.com geçtiğimiz geçen hafta 100 bin üyeye ulaştığını bildirdi. Dünyada toplumsal ağ kullanımı her geçen gün daha fazlaca artıyor ve artık ülkeler toplumsal medya sitelerini stratejik bir yatırım olarak görüyorlar. Toplumsal ağ denince ilk akla gelen siteler Feysbuk, Twitter ve Instagram ABD menşeli olsa da, son zamanlarda Rusya ve Çin de bu alana büyük yatırımlar yapıyor. Mesela Rusya’nın VKontakte ve Çin’in TikTok uygulaması dünya genelinde oldukça rağbet ve ilgi görüyor.

Türkiye’de ise bu alanda firmalar yeni yeni yatırım halletmeye başlıyorlar. Yerli toplumsal medya platform eskikliğini gören girişimci Ahmet Kara, Ahmetesor.com isminde, sual yanıt temelli bir toplumsal medya platformu geliştirdi. Sadece Ahmetesor, öteki toplumsal ağlardan bazı yönleriyle ayrılıyor. Mesela Ahmetesor’da sual sormak ya da sorulara yanıt yazmak, Ahmetesor Puan olarak adlandırılan ve kazancın ana temelini belirleyen AP kazandırıyor ve üyeler kazandıkları AP’leri site içinde harcayabiliyorlar.  Kazanılan AP’leri TL hesabına çevirerek istedikleri gibi paralarını çekebiliyorlar.

Ahmetesor her ne kadar sual yanıt merkezli olarak kurulmuş olsa da, vakit içinde tam bir toplumsal ağ olma yönünde evrilmiş bulunuyor. Sitede “gösterim” isminde olan kişisel paylaşımlar yapılabiliyor, üyeler birbirlerini takip edebiliyor, mesajlaşabiliyor ve Ahmetesor gruplarında söyleşi edebiliyorlar. En önemlisi üyeler aralarında mesajlaşarak tanışabiliyor.

Neredeyse 6 aylık bir girişim olmasına karşın Ahmetesor 100 bin üyeye ulaşmış durumda. Günde averaj 5 bin probleminin sorulup, 30 binden fazla cevabın girildiği sitede, self servis reklam uygulaması da bulunuyor. Üyeler kazandıkları AP Puan’larla site içinde açtıkları mevzuları öne çıkarabiliyor ve daha çok etkileşim alabiliyorlar.

Dijital dünyanın gelişmesi bize çok güçlü bir ağı kullanma şansını verdi. Yeni ve hızlı medya dünyası, insanların markalarla, kurumlarla, medyayla ve birbirleriyle olan ilişkilerini tamamen değiştirdi.

Pazarlama artık tek taraflı yukarıdan aşağıya üreticiden tüketiciye satış için çaba sarfetmek değil; daha çok çift taraflı aşağıdan yukarıya tüketiciden üreticiye doğru bir satınalma kültürü anlamına gelmeye başladı.

Tüketiciler artık bir ürün satın almadan önce ilgili şirketin websitesine girmektense diğer tüketicilerin yorumlarını okuyor.

Kurumsal markalar, teknik olarak daha görünür olsa da insanlar, şirketlerin arkasındaki insanları daha güvenilir buluyor ve onlarla bağlantı kurmayı tercih ediyor.

Araştırmalar, sosyal medyada paylaşılan marka mesajlarının bireyler tarafından paylaşıldığında kurumlar tarafından paylaşılana oranla 24 kat daha fazla yayıldığını gösteriyor.

Durum böyle olunca kişilerin markalaşma ihtiyacı şimdiye kadar hiç olmadığı kadar önem kazanmaya başlıyor.

Kişisel markalaşmanın amacı, uzmanı olduğunuz konuda başkalarının zihninde akla ilk gelen kişi olarak bir otorite oluşturmaktır. Peki bunu dijital dünyada nasıl yaparız?

Markanızı tanımlayın. Kişisel markanızı oluşturmaya markanızı tanımlamakla başlayabilirsiniz. Sizi diğerlerinden ayıran nedir? Bu eşsiz öğeyi bulmak kişisel marka stratejinizi oluşturmanıza yardımcı olur. Ne kadar niş bir alan tanımlarsanız markanızı daha güçlü bir zemine oturtursunuz.

Hedef kitlenizi belirleyin. Etkilemek istediğiniz kitle kim? Sosyal medyada hangi kanallarda daha aktifler? Bir marka olarak ana amacınız bağlantılar yaratmak olduğundan kimle ve neden bir ilişki kurmanız gerekir konusunu netleştirerek başlayın.

İsminize ait bir domain alın. Markanızı duyurmanın en kolay yollarından biri isminize ait bir websitesine sahip olmaktır. Linkedin ve Medium gibi platformlar uzmanlığınıza erişmeyi ve keşfedilmeyi kolaylaştırsa da isminize ait bir alan adı neler sunabileceğiniz konusunda daha güçlü bir referanstır.

Profesyonel bir resim önemli. İnsanlar bir yüzü bir isimle ilişkilendirmeye ihtiyaç duyar. Profesyonel görünen vesikalık fotoğraflar genellikle google resim arama sonuçlarında birinci sayfada görünür.

Fotoğraflarınızı sitenize yüklerken veya farklı sitelerde kullanmak için birilerine gönderirken dosyalarınızı isim ve şirketinizle birlikte etiketleyin; aramalarda adınızla birlikte yer almanızı sağlar.

Dijital imaj ve itibarınızı güçlendirin. İnsanlar gerçek dünyada sizinle tanışmadan önce arama yaptıklarında gördüklerine dayalı olarak sizinle ilgili bir izlenime sahip olurlar. Tüm bu izlenimler dijital imajınızı oluşturur.

Kendinizle ilgili aramalarda karşınıza çıkanların iyi bir izlenim bıraktığını düşünmüyorsanız dijital imajınızı iyileştirmenin zamanı gelmiş demektir. YouTube’daki tatil videonuz, mezuniyetinizden bahseden makale, unutmak istediğiniz parti resimleri gibi paylaşımlar, çevrimiçi karakterinizin değerlendiren herkes tarafından görüntülenebilir. Bu yüzden işe, olumsuz algılanabilecek görüntüler ve mesajları kaldırmakla başlayabilirsiniz.

Aramalarda sizinle ilgili hiçbir şey çıkmaması da en az kötü bir itibar kadar olumsuzdur. Birşeyler sakladığınız algısına neden olabilir.

Blog açın. Ne yapmak istediğiniz, ne kadar zaman ayırabileceğiniz ve eleştiri konusunda ne kadar hassas olduğunuzu da göz önüne alarak uzmanlığınızı yansıtan bir blog açmanız önemli. Bloğu olanlar, zamanla uzmanlıklarına ve ilgi alanlarına daha fazla yer verdikleri için arama motorlarında daha yüksek sıraya çıkar ve bloğu olmayanlara göre daha güçlü bir dijital imaja sahip olurlar.

İçerik pazarlama stratejisi oluşturun. İçeriğinizi yaymak için bir pazarlama stratejisine ihtiyacınız var. Örneğin, uzmanlık alanınızla ilgili farklı platformlarda konuk yazar olarak -güvenilir kaynaklarda kullanılması durumunda- kaliteli bilgiler sunmak görünürlüğünüzü arttırabilirsiniz.

Sosyal medyada aktif olun. İçerik pazarlamayı, kişisel markanızın yakıtı olarak düşünürseniz sosyal medyadaki varlığınız temel olarak motor görevi görür. Marka tutarlılığınızı korumak için hedef kitlenizle uyumlu platformlarda içeriğinizi yayabilir ve takipçilerinizle etkileşim yaratarak güven oluşturabilirsiniz.

Twitter, marka hikayenizi insanlara doğru itme görevi üstlenirken kitlenizi etkilemek için kullanabileceğiniz en etkili araçlardan biridir. Linkedin ise insanları hikayenize doğru çeker.

Profesyonel kimliğinizi tanıtmak için kişisel bir reklam panosudur. Uzmanlığınıza ışık tutar ve dünyanın dört bir yanındaki profesyonellerle bağlantı kurmanızı sağlar.

Her platformda bağlantılarınızla gerçek zamanlı etkileşim kurarak, işinizle ilgili video, bilgi, görsel ve yenilikleri paylaşarak başkalarının radarına girebilirsiniz.

Topluluklara katılın. Bu platformlarda yaptığınız yorum ve paylaştığınız içerikler sizle ilgili bir iz bırakır. Ayak izinizi doğru yerlere bırakmak, başkalarıyla ağ kurmanıza, işinizle ilgi uyandırmanıza ve sitenize trafik çekmenize yardımcı olur.

Fikir lideri olmayı hedefleyin. Kendinizi niş bir alanda konumlamak, konunuzla ilgili bilgi ve tavsiyeler paylaşmak sizi fikir liderliğine yönlendirir. Böylece daha kolay güven inşa edersiniz.

Tutarlı olun. Herhangi bir büyük markada olduğu gibi kişiler için de tutarlılık marka itibarını yönetmenin anahtarıdır.

Sonuç olarak, içinde bulunduğumuz dijital dünya uçsuz bir sahne. Bir girişimci, profesyonel ya da sanatçı olarak tutkunuzu herkesle paylaşmaya başladığınızda şaşırtıcı bir şey olur. Kişisel markanız doğal bir şekilde gelişmeye başlar.

Çünkü gerçek hayatta kim olduğunuz, yaptıklarınızın bir sonucu olarak ortaya çıkmaya başlamıştır bile. Bu uçsuz dijital evrende hepimizin yüksek bir ses, bir hikaye ve bir platform oluşturmak için fırsatı var.Peki ya siz? Seyirci olarak mı kalacaksınız? Yoksa perdenin arkasından çıkıp sesinizi duyuracak mısınız? Seçim sizin..

Girişimci ve Profesyoneller  için “kurumsal ve kişisel marka & imaj yönetimi” konusundaki yazılarımızı okumak için www.besellf.com bloguna üye olabilirsiniz.