Özellikle erken aşama girişimlerle yaptığımız danışmanlık ve mentorluk çalışmalarında, yatırım arayışı sırasında nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda zorlandıklarını gözlemliyoruz.

Tabi ki her girişim yatırım almak zorunda değil. Yatırım almayıp da kendi öz sermayesi ile büyüyen (boostrapping) birçok girişim var. Fakat kararını vermiş olanlar için yatırımcıların girişimlerde neye dikkat ettiklerini bilmeleri başarılı yatırımcı görüşmeleri ile hızlı kaynak yaratabilmelerini sağlayacaktır.

Yatırım alma aşamasında girişimlerde aranan özellikler nelerdir?

1. Kurucu ve takımın yetenekleri

Birçok yatırımcı için girişimin başarısında; kurucu ve takımın yetenek, becerileri ile takım ruhu ön sıralarda gelir. Yatırımcılar tarafından ortaya konan para iş fikrinden çok kişilerde gördükleri potansiyele yatırılıyor denebilir çünkü kötü bir fikri bile yeri geldiğinde pivot edebilen, takımı yönetebilen, fikri en iyi versiyonuyla hayata geçirebilen ve bunları yapamıyorsa bile bunları yapabilecek kişilerden ekip oluşturabilen girişimciler her zaman yatırımcı gözünde altın değerindedir.

Girişimcinin bu uzun maratonda ekibi bir arada tutabilme kabiliyeti girişimin başarılı olmasıyla ilgili de ipucu verir. Bundan dolayı kurulduğu günden bu yana ‘çekirdek takımını’ koruyabilen girişimler genelde daha pozitif bir izlenim bırakırlar.

Yoğun bir tempoya kendini adamaya istekli ve hedefleri gerçekleştirmek konusunda sorumluluk alabilen yetenekli, motive girişimciler arıyoruz.’ –Adeo Ressi

Bir diğer önemli konu da girişimcilerin ‘profesyonel imajı‘ yani profesyonel olarak dışarıya verdiği izlenimlerin tamamı. Genelde yatırımcılarla ilk iletişim e-mail vasıtasıyla oluyor. İlk izlenimin gücünü önemseyin. Hitap, yazım şekli, gramer hataları iş hayatınızın geneli hakkında da yoruma varılmasına neden olacaktır. Girişimciler gibi aytırımcılar da potansiyel işbirliği yapacakları kişileri internette araştıracaktır. Sosyal medya dahil dijitalde bıraktığınız izlerin farkına varıp, görünmesini istemediğiniz  ara ara Google aramalarında adınızı aratarak bakmalı . platformlar Bunlar dışında girişimcilerin ekibi ve yatırımcılarla iletişimi, stres altında davranışı ve nasıl karar aldığı, yetenek ve becerilerini kullanma şekli gibi büyük resimde olumlu, pozitif izlenimler yaratmaları yatırımcı ilişkileri açısından önemlidir.

Bunlar içerisinde girişimcilerde aranan önemli özellikler:

Yetenek: Bu işi kotarabilecek yeteneğe sahip mi? Ekibini doğru kişilerden seçebiliyor mu? Ekiple uyumlu mu? Gerektiğinde kendi işini eleştirme yeteneği var mı? Bu anlamda genelde “ürüne âşık olmak” konsepti çok daha yaygın görülür ama daha iyisini yapabileceğini gördüğünde tarafsız olarak işiyle ilgili kritik eleştiri yapabiliyorsa ve geri bildirim almaya açıksa bu yatırımcılar açısından çok değerli bulunur.

Bağlılık: Kendini ne kadar girişimine adıyor? Odaklı mı ilerliyor yoksa diğer tarafta başka bir işte mi çalışıyor? Bu konuda bütün takımın tek bir hedefe koşması tercih edilir.

Dürüstlük: Gerçekleri açıkça ifade ediyor mu? Önemsiz gibi görünen ufak bir yalan bile bütün iş birliğini başlamadan bitirme gücüne sahip olduğunun unutmamak gerek.

Güven: Verdiği sözü tutuyor mu? Konuşulanları hayata geçiriyor mu? Hiçbir yatırımcı sözüne güvenmediği birine parasını emanet etmek istemeyecektir. Belirlenen hedefleri gerçekleştirebileceğinize ve değerli bir yatırım getirisi sağlayacağınıza güvenmeleri gerekir. Güvenini kazanmak nihayetinde yatırımcıyı kazanmak demektir.

Kişilik: Girişimcinin başarıyı oldurmak konusunda içsel motivasyonunun yüksek olması ve alternatif yollar üretebilmesi güçlü bir tetikleyicidir ve yatırımcılar kişideki o azmi görmek isterler. Bunun dışında bu iş birliği süresince çalışmaktan hoşlanacakları ve profesyonel ağlarını rahatlıkla açabilecekleri türden biri misin konusunu da sorgulayacaklardır.

 

‘Bir şirketin hayatına oldukça erken bir dönemde giriyoruz. Şirketin büyük bir başarıya ulaşması genellikle 6-10 yıl sürecektir. Pek çok şey ters gidecektir ve bizim için aksaklıkları hafifleten tek faktör harika bir ekibin varlığı.’- David Pakman

 

2. Ürün-Pazar Uyumu (Product-Market Fit)

Girişimler için ürün-pazar uyumu neden önemli?

Ürün-pazar uyumu, müşterilerin kim olduğu ve ürün hakkında nasıl hissettikleriyle ilgilidir.  Bu konuyu ilk olarak gündeme getiren Netscape’in kurucu ortaklarından Marc Andreessen 2007 yılında bir blog yazısında “Ürün-pazar uyumu, iyi bir pazarda pazarı tatmin edebilecek bir ürünle bulunmaktır.” diye açıklıyor. Bunun anlamı, bir ürünün özelliklerinin ve avantajlarının hedef pazarın ihtiyaçları ve istekleriyle uyumlu olmasıdır.

Girişimler için oldukça önemli bir konu çünkü aynı zamanda yapılan araştırmalarda girişimlerin başarısız olma nedenlerinin de başında geliyor.

Venture Capital (VC)- daha yüksek finansman sağlayan girişim sermayesi firmaları- bir girişimin potansiyelini veya yatırım fırsatını değerlendirirken ürünün pazara uygunluğu ile ilgili işaretlere önem verirler.

Pazara uyumu araştırırken sorulabilecek doğru sorular ise: Ürün kendi hakkında konuşturarak organik bir büyüme yaratıyor mu?İnsanlar ürüne para ödemeye hazır mı?Ürünün yarattığı değer müşteriler için çekici mi?

Ürün-pazar uyumu gerçekleştiğinde müşteriler ürünü satın almaya başlar, şirket büyür, ekip büyür ve yatırımcılardan müşterilere kadar herkes şirket hakkında konuşmaya başlar.

Fakat zamanla kullanıcıların ihtiyaçları değiştiğinde ürün bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde dönüşüm sağlayamazsa ürün-pazar uyumunu rekabete kaybetme ihtimali de çok yüksektir. O yüzden ürün-pazar uyumunun sürekliliğini de göz önüne almak gerekir.

 

‘Önemli olan, tüm enerjinizi ürün- pazar uyumuna odaklamaktır. İnsanların çok hızlı bir şekilde benimsediği veya tekrar tekrar kolaylıkla satabileceğiniz bir ürünü yaratmaya odaklanın. Diğer her şey ikincil öneme sahiptir. Gözünüzü hedeften ayırmayın.’-  Andreessen Horowitz

 

En sık yapılan hatalardan biri de gerçekte olmayan bir ihtiyaçtan yola çıkarak ürünü hayata geçirmektir. Bu aşamada hedef kitlenin gerçek bir problemine odaklanıldığına emin olmak gerekir. Bu hataya düşmemek için girişimlerinMVP (Minimum Viable Product) sonrası potansiyel müşterileriyle vakit geçirmesi, ihtiyaç ve isteklerini anlaması ürünün pazara uyumlu hale getirmek açısından oldukça önemlidir.

Bu sağlandığı takdirde pazarın büyüklüğü ve barındırdığı fırsatlar, rakipler içerisinden nasıl ayrıştığı ve pazar lideri olma potansiyeli gibi diğer konular yatırım alma şansını arttırır.

Bir diğer konu ise yapay zeka gibi teknoloji kullanımlarına sahip ürünler ya da küresel bir soruna çözüm bulan girişimler yatırım alma konusunda daha avantajlı olabiliyor. Gerçek dünyanın sorunlarıyla ilgili olan bu tip yatırımlara Impact Investing” (Etki yatırımı) deniyor. Bunlar finansal getirinin yanı sıra sosyal fayda ve ölçümlenebilen etki yaratan yatırımlar olarak yatırımcılara çekici geliyor.

Son olarak kağıt üzerindeki bir iş fikrinin riski her zaman yüksektir. Ürünü MVP aşamasına gelen girişimler, öngörülebilirliği arttırdığı ve yatırım riskini azaltacağından daha kolay yatırım alırlar.

3. İş Planı ve Yatırımcı Sunumu

Bir diğer önemli konu ise girişimdeki potansiyeli anlatan iyi hazırlanmış bir iş planı ve sunum. Bazen ürünün faydası ve pazar çok netken sunumun içeriği bunu yeterli veriyle destekleyemediği için girişimin yatırım alma ihtimalini azaltıyor.

İyi bir iş planı neleri içermeli? işin konsepti, pazar ve iç görüler ile finansalları içermeli. İyi bir sunumun verilerle (Cohort Analizi, Finansal Projeksiyon, Satış Trend ve Grafikleri, Vaka Analizi gibi) desteklenen bir hikayesi olması gerekiyor.

Yatırım öncesi (pre-seed) aşamada ne kadar fazla hazırlık yapılırsa girişimin yatırım alma ihtimali de o kadar çok artar. Bu noktada fikri nasıl büyüteceğiniz ve rekabet gücünü korumaya yönelik detayları içeren ileri bir vizyonu gösterebilmek çok önemlidir.

 “Yatırımcının soracağı sorulara hazır olan, cevaplarını ve sebeplerini bilen girişimci, güçlü ve güçsüz olduğu noktaların da farkındadır. Özellikle erken aşama yatırım almak için bu farkındalık seviyesine ulaşıp şirketin risk seviyelerini anlamış olan bir girişimci, yatırımcıyı etkilemeyi başarır”- Enis Hulli

4. Sürpriz Faktör 

Hiç uçakta yanına oturduğunuz kişiyle konuşurken çok az ortak noktanız olmasına rağmen sohbetin akıp gittiğine tanık oldunuz mu? Belki enerjinizle ilgilidir belki değil ama bir şekilde ‘bağlantı’ kurmuşsunuzdur. İşte bu “sürpriz faktördür”.

Bir yatırımcı ile yatırım kararını etkileyen girişimci arasında her zaman bir sürpriz faktörü oluşabilir. Bu bazen aynı şirket veya eğitim deneyimleri gibi ortak bir geçmişe dayalı yakınlıktan kaynaklanır veya aynı network içerisinde bilinen ve güvenilen ortak bir yatırımcıyı tanımakla ilgili olabilir ya da tamamıyla karşılıklı enerjilerin uyuşmasıdır.

Yüksek yatırım riskinden dolayı özellikle fikir aşamasında yatırım almak isteyen girişimciler için bu madde daha önemlidir. Bu aşamada yatırım almayı planlıyorsanız yapılabileceklerden biri ya fikrinizi o konu dikeyinde derin bir bilgi ve deneyimi olan bir yatırımcıya götürmek ya da sizi daha önceki girişimlerinizden ya da iş hayatınızdan tanıyan yatırımcılara fikrinizi anlatmak olabilir. Bu aşamada önemli olan ‘güven’ ilişkisi kurmuş olduğunuz sizi dinleyecek ve yönlendirecek doğru kişilere ulaşmak olmalıdır.

Tüm bu özellikler yatırımcıların bakış açısını anlamak için önemli olsa da yatırımcı görüşmeleri tek taraflı düşünülmemelidir. Girişimciler de çalışmak isteyecekleri yatırımcıları seçerken kendi filtrelerini oluşturmalı; yatırımcıların deneyimi, vizyonu ve kendilerine yaratılabilecek fırsat alanlarını da göz önüne alarak seçim yapabilmeliler.

Bu yazının orjinali www.besellf.com sitesinde yayınlanmıştır. Diğer yazılar için https://www.besellf.com/blog ziyaret edebilirsiniz.

 

Girişimcilik, kişi ya da firma kapsamı altında ortaya atılan yenilikçi fikirlerden oluşmaktadır. Fikirlerin kapsamı farklı kategori ve sektörler arasında gerçekleştirilebilmektedir. Bireyler daha önceden hiç var olmayan bir durumu ortaya koyabilirken var olan bir durumun da aynı zamanda değişik yorumlanması ile farklı sonuçlara çıkabilmektedir.

Girişimci ruhlar en çok bulunduğu ülkenin koşulları ve teknolojik olaylardan etkilenmektedir. Günümüz zaman dilimi içerisinde sürekli yükselişte bulunan ve aynı zamanda girişimcilerin de farklı yorumlar getirdiği yapay zekâ bulunmaktadır. Yapay zekâların ön görülemez yükselişi ilerleyen yüz yıllar içerisinde sanıldığından çok farklı koşullar içerisinde kullanılması beklentisini arttırıyor.

Dünya Devi Şirketler Yapay Zekâ Alanına Çoktan Yöneldi

Yapay zekâ genel olarak otomotiv, bilgisayar ve bilişim, tıp dünyası ve internet yazılımları üzerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Google, Microsoft gibi dünya devi firmalarında yapay zekâ alanlarında inanılmaz yatırımlar yaptığı bilinmektedir. Geleceğin konuşulacak ve hakimiyetini kuracak firmaların bu alanda gelişim sağlaması beklenmektedir. Öngörü sahibi firmaların da bu noktada yatırımları beklenen durumlar arasında yer almaktadır.

Bilinen durumlarında aksine daha farklı alanlarda yatırım yapılması, girişimcilik örnekleri oluşturulması ilerleyen yıllarda hedeflenmektedir. Bilinen girişimcilik örnekleri arasında daha çok yapay zekânın entegre edildiği durumlar göz önündedir. Ancak temelinde yapay zekânın olduğu ve tamamen insan hayatına etkisi olacak etkinlik modelleri de çalışmalar arasında yer alır.

Yaşadığımız zaman dilimi içerisinde yapay zekâlar ceplerimize kadar girmiştir. En çok ses getiren Apple tarafından ortaya atılan ‘Siri’ fikri yapay zekâ örnekleri arasında en çok kullanılan durumlar arasındadır. Kişilerin hayat standartları içerisinde herhangi bir uğraş gerektirmeden ses komutu ile işlemlerini gerçekleştirmesi ilerleyen zamanlarda ‘Daha neler ile karşılayacağız?’ sorusunun sorulmasına sebep olmaktadır.

Girişimciler tarafından bu durum farkında olunarak oluşturulan projelere yapay zekâ ya entegre ediliyor ya da yapay zekâ temelli girişimcilik projeleri ortaya atılıyor. Girişimciler tarafından özellikle hedeflenen kişilerin yaşamını kolaylaştırıcı, kazanç elde edebileceği projeler hedeflenmektedir. Bu noktada hem yerli hem de yabancı girişimcilik örnekleri sayısı gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

Yerli Yapay Zekâ Girişimcilik Örnekleri

Ülkemiz sınırları içerisinde yapay zekâ kullanım alanları da giderek arttırılmaktadır. Güvenlik, bilişim, görüntü, otomotiv ve arama motorları gibi çeşitli kategoriler bünyesinde yapay zekâ kullanıldığına şahit olunur. Ortaya atılan tüm bu yerli girişimcilik örnekleri hem gelişimi sağlamakta hem de genç girişimciler adına umut aşılamaktadır.

Yapay zekâ alanında geliştirilen yerli girişimcilik projeleri ise çok kısa bir süre içerisinde 100’ü aşarak devam etmektedir. Girişimciler ortaya koyduğu projeler kapsamında oluşturduğu etki neticesinde ise farklı kurum ve kuruluşlar tarafından takdir toplayarak ilerlemektedir. Destek oluşumlarının artması ve genç girişimcilerin cesaret ile hareket etmesi neticesinde sayının giderek artması beklenen durumlar arasında yer alıyor.

1- Udentify

Mağazalar arasında derinlemesine bilgi ve veri elde etmek isteyen bireyler adına geliştirilmiş yerli girişimcilik örnekleri arasında Udentify bulunuyor. Fiziksel mağazalar bünyesinde Google Analitik işlemleri bu girişimcilik örneği dile getirmek mümkündür. Kamera aracılığı ile kişilerin yüz hatları ve vücut oranları elde ediliyor. Sonrasında müşteri takibi sağlanacağından satış hedefleyen firmalara bu tarz bilgiler iletiliyor bu sayede derinlemesine kişileştirme imkânı soğuyor.

2- Monument

Fotoğraf ve video odağında oluşturulan bu yerli yapay zekâ girişim örneği Kickstarter bünyesinde en fazla fon toplayan girişimci olarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Yerli girişimcilik olarak adlandırılan Monument, temelde sistem üzerine yüklenen fotoğraf veya video üzerinde tespitler yapmaktadır. Fotoğrafların okunmasında ve bilgi edinmesinde yardımı oluyor.

Merkezi depolama mantığı üzerine kurulan yapay zekâ girişimcilik örneği içerisinde bulanık fotoğrafları test etme, aynı/benzer fotoğrafların gruplanması, otomatik albüm oluşturma gibi sayısız özelliği bulunmaktadır. Sistem üzerinde yüklenen görüntülerin artması ile birlikte girişimcilerin bu alanda daha büyük hedefler doğrultusunda ilerleyeceği belirtiliyor.

3- Yapaytech

Doğal dil işleme ve makine öğrenme alanında ülkemiz sınırları içerisinde kurulmuş yerli girişimcilik örneğidir. ‘Dahi.ai’ olarak adlandırılan yapay bir sohbet botu oluşturulmuştur. Burada heceleme, tahmin etme gibi farklı özellikler girişimcilik projesi içerisinde yer almaktadır. Kişilere kendisine ait kişiselleştirilmiş sohbet botu oluşturmasına imkân sağlıyor. Yapaylıktan uzak ve oldukça doğal bir sohbet havası yaratarak makine öğrenme alanında ilerleme hedefleniyor.

Şirket 4 yıllık olmasına rağmen kurucusu Barış Aşık 10 senedir bu işle uğraşarak ülkemiz içerisinde yapay zekâ girişimcilik projeleri kapsamında ne derece ciddi bir çalışma gösterildiğini ortaya koyuyor.

Ticaret insanlığın oldu olası başvurduğu yöntemler arasındayken teknolojinin gelişmesi ile e-ticaret kolu ortaya çıkmıştır. E-ticaret internet bazlı oluşturulan satıcı ve alıcının buluştuğu bir satış işlemini oluşturmaktadır. Sayısız kişi günümüz vakitlerinde internet üzerinden dilediği herhangi bir parçaya kolaylıkla ulaşabilmektedir.

Alıcı tarafının yanı sıra satıcılar adına da girişimcilik örnekleri bu alanda oluşmaktadır. E-ticaretin uçsuz bucaksız olması ile birlikte bireyler daha fazla ön plana çıkabilmek ve kâr elde edebilmeyi sağlamak adına gelişimi hedeflemektedir. Ticaret, özel bir yetenek gerektirmeksizin basit işlemlerle gerçekleştirilebilir. Gerekli olan ek unsur ise biraz cesaret ve birikim!

E-ticaret genelinde buluşan ticaret içerisinde genç yaştan bireylerin de sıklıkla görülmeye başlandığı bilinmektedir. Özellikle son zamanlarda oluşan ‘eğitime’ yönelik olumsuz algılar kısa yoldan para kazanma araştırmalarına sebep olmaktadır. Bu durum da belirtilen pazar içerisinde büyümeyi getirmektedir. Kazanç elde edebilmek adına ve kişilere yardım sunmak adına Mindsite gibi yerli girişimcilik örnekleri ortaya çıkmaktadır.

Mindsite Nedir? Yerli Girişimcilik Hedefleri Nelerdir?

Mindsite, 2019 yılı itibari ile ortaya koyulmuş yazılım fikridir. Yazılımı oluşturan üç farklı ismin bir araya gelmesi ile e-ticaret alanında kullanılması doğrultusunda geniş bir data verisi elde etmeyi amaçlamıştır. Kurucuları arasında İsmail Arapzade, Ali Göksu Özkan ve Ali Alperen Durak gibi isimler bulunmaktadır. 3 girişimci bir araya gelerek ticaret alanında etkili olan yerli girişim ürünü ortaya koymuştur.

2019 gibi çok kısa sürede kurulmasına rağmen birçok girişimci fikir destekleyen alanlar içerisinde ödüller almış ve desteklenmiştir. Yerli girişimcilik yazılımı temelde birkaç hedefe yönelmektedir. E-ticaretin gelişmesi ile birlikte rakip analizi yapmanın ve alıcıların profillerini incelemenin gerekli olduğu fikrine kapılan üç girişimci ruh bu yönde bu tarz bir yazılım ortaya koymuştur.

Mindsite e-ticaret alanında aktif olarak yer almak isteyen bireylerin bu anlamda kazanç elde etme oranlarını arttırmayı hedeflemektedir. Peki bu nasıl olmaktadır? E-ticaret siteleri günümüzde oldukça fazla sayıda bulunur. Gün içerisinde de siteler üzerinde kategoriler kapsamında ürünler eklenip satışa sunulur. Alıcılar ile belirli ürünlerin buluştuğu/satın alındığı görülür.

Tam bu noktada yerli girişim örneği Mindsite devreye girerek bireylere gerekli olan bilgileri toplamaktadır. Örneğin Trendyol gibi e-ticaret sitesi üzerinden satış yapmayı hedeflediğinizi düşünelim. Bu noktada yerli yazılım, site üzerinde hangi kategori bazında ürünler eklenmiş, hangi ürünler en fazla talep görmüş şeklinde verileri satıcılara vermektedir.

Sağlanacak avantaj bundan sonra ortaya çıkmaktadır. Kişiler elde ettikleri bu veriler doğrultusunda hareket ederek kazanç ihtimalini arttırdığı gibi çeşitlilik de elde etmektedir. Başlangıç aşamasında girişimcilik fikri olan birey nesnel bilgiler doğrultusunda daha geniş kapsamlı planlara yönelebilmektedir. Uzun lafın kısası bir girişimcilik örneği diğer bir girişimi net olarak desteklemekte ve planlamaktadır.

6. Dönem Workup İş Bankası Listesinde Gösterilen Bir İsim: Mindsite

İş Bankası, günümüz içerisinde yeni girişimcilik fikirleri gelişsin ve desteklensin düşüncesi ile farklı zaman aralıklarında belirlemiş olduğu firmaları duyurmaktadır. Ülkemiz sınırları dahilinde gerçekleşen bu tarz yerli girişimcilik örnekleri bireylerin hem cesaretlenmesine hem de daha fazla ilerleme gücünü kendisinde bulmasına yardımcı olmaktadır.

Workup İş Bankası listesi içerisinde her alandan seçilen girişimcilik örnekleri olabilmektedir. 6. Dönem olarak duyurulan liste sıralamasında ise Mindsite yer alarak bu alanda dikkatleri üzerine çekmiştir. Yerli e-ticaret yazılımı olarak duyurulan firmanın kısa sürede bu başarıyı elde etmesi aynı zamanda girişimci ruhları da cesaretlendirmiştir.

Mindsite henüz 2019 yılında kurulmasına rağmen büyük hedeflerle ilerlemeye devam etmektedir. Genç girişimcilik örnekleri listesinde direkt yer alması bu konuda beklentileri daha da yukarı çıkarmaktadır. Bakıldığında e-ticaret gibi gelişmesi oldukça muhtemel bir alanda seçim yapılması ise ilerleyen günlerde adının daha fazla duyuracağı ihtimallerini de arttırmaktadır.

Firma kendi yazılımını elde etmesi ve kazanç sağlamasının yanı sıra aynı zamanda genç girişimci ruhlara da örnek olmaktadır. Girişimcilik adına gerekli olan tek durumun farklı bir düşünce ve cesaret olduğu bu noktada vurgulanması gerekir. Herhangi bir alanda yazılım ya da farklı bir girişimci örneği ile yerli girişimcilik modelleri oluşturulması muhtemeldir. Duyurulan bu tarz yerli girişimcilik örnekleri ilerleyen günlerde sayısını da giderek arttıracak gibi duruyor.

Girişimcilik, oldukça zorlu ve emek isteyen bir meslek dalıdır. Zamanınızın çoğunu işiniz için harcamanız gerekir neredeyse bitmeyecek bir serüven, işinizden eve geldiğinizde yaşadığınız yorganına anlatamayacaksınız bile. Bu nedenle bir girişimci işinden arttırdığı zamanlarda mutlaka zihnini resetlemeli, beynini düşüncelerden arındırmalı, kendini sıfırlamalı.

Girişimcilerin iş yerinden artırdıkları zamanlarda yapabileceklerini yetita.com olarak topladık ve sizler için hazır hale getirdik. Haydi, gelin hep birlikte girişimci bireylerin yoğun işlerinden sonra yapabilecekleri serüvenleri ele alalım.

Fit Olmak Her Zaman İyidir

Girişimcilik iş dışında yapabileceği en güzel aktivite spor aktivitesi. Girişimcilerin iş dışında yapabileceği en güzel aktivite Spor aktivitesidir, işlerini bitirdikten sonra üye oldukları spor salonuna girebilir, sokakta spor alanlarında spor yapabilir ya da evinde kendi imkânlarıyla bunu gerçekleştirebilir.

Spor yaptığınız zaman elinize birlikte stresinizi de atılacak,  fit olmak istediğimiz zaman aklına fitness gibi ağır sporlar gelmesin.  Elbet ki bunlar dışında da spor vardır, örneğin pilates, yoga, ruhu arındırıcı ufak egzersizlerdir.

Sinema Ufkunuzu Genişletmek İçin Harika Bir Seçim

Girişimci bireylerin işlerinden arta kalan zamanlarında yapabileceği en güzel aktivitelerden biri de arkadaşı ya da ailesi ile gidip zaman geçirebileceği güzel bir sinema filmi izlemektir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus hafta içi izlenecek filmin aksiyon dolu bir film olmaması. Şöyle ki burada sinemaya gitmekteki amacımız beynimizi rahatlatmak ve ruhumuzu güzel enerji doldurmak. Hafta içi gideceğiniz filmin daha az gürültülü gerginliği hat safhada olmayan daha sakin ve ruha enerji doldurabilecek filmlerin olması güzel bir seçim olacaktır.

Müzik Ruhun En Önemli Besinidir

Neredeyse hepimizin duymuş olduğu bir laf vardır “müzik ruhun gıdasıdır”, durum öyle ki bir besin piramidi yapılacak olsa En altına yani temeline gelebilecek bir besindir müzik.

Girişimci bir bireyin yapabileceği en güzel aktivitelerden bir de müzik dinlemektir, bunu ister bir grubun konserini giderek isterse evinizin en rahat köşesinde kulaklarınızı takarak yapabilirsiniz. Sinema önerisini sunduğumuzda da bu uyarıyı yapmıştık ancak tekrar hatırlatmakta fayda var.

Seçeceğiniz müzikler daha çok slow tarzında olmalı, seçtiğiniz müzik ruhunuza okşam

alı ve sizi rahatlatmalı.

Sadece Oturun

Bu önerimiz oldukça basit, yapmanız gereken tek şey öylece oturmak, oturacağınız yeri siz seçebilirsiniz.  Seçtiğiniz alanın sessiz olmasına dikkat etmeniz gerekiyor mümkünse doğa ile iç içe olan bir yere gidebilirsiniz, imkânınız varsa bir su kenarında gidip suyun akışını izleyebilir ve onun güzel sesini dinleyebilirsiniz.  Girişim için hayatını adayanlar bu gibi ufak kaçamakları hak ediyorlar, kendinizi ödüllendirmeyi asla unutmayın.

Yetita.com olarak sizlere girişimcilerin işten arta kalan vakitlerinde neler yapabileceğini açıklayan bir makale hazırladık, yazımıza puan vermeyi ve yorumlar kısmında görüşünüzü bildirmeyi unutmayın.  Yerli mini arama motoru olan yetita.com ile kalın!

Güçlü, dominant, kendine çok güvenen ve iddialı geleneksel “Alfa” karakterini en iyi tamamlayan kelimelerdir.

Eski dönemlerde Alfa kavramının nitelikleri “fiziksel güç ve cesaret” olarak tanımlarken günümüz dünyasında daha çok “içsel güç ve daha çok karakterle” ilgilidir. Bir Alfa karakteri korkusuz, ne istediğini bilen ve isteğinin peşinden büyük bir özgüvenle giden kişidir. Gerçek bir Alfa; sürünün başındaki konumu için “savaşmak” zorunda değildir ve kendini göstermek için diğerlerini yenmek zorunda da değildir. Üstünlüğünü yani Alfa karakterini, içsel güveniyle ve kendini diğer insanlarla olan ilişkilerinde saygılı ve düşünceli olmasıyla gösterir.

Alfa bakış açısıyla yönetilen ya da üst yöneticileri Alfa karakterinden oluşan patronların olduğu şirketlerde baskın Alfa kültürü hakimdir. Sadece bir avuç çalışanın yıldızının parladığı; övgüler, büyük paralar ve özel ayrıcalıklar kazandığı bir Alfa kültüründe diğer herkes sıradandır. Yetenekliyseniz ama bu yeteneğiniz bir üst noktada kurum hedefinin bir parçası haline gelememişse pratikte değersizdir. Halbuki bir kurumda organizasyon ağının değerli bir parçası olmak bile önem taşırken bir Alfa şirketinde bu durum nadiren takdir edilir.

Bir Alfa dünyasında çoğu çalışan kendini başarısız hisseder çünkü belirlenen hedeflere istenilen şartlarda ulaşmakta zorlanırlar. Hiç kimse zamanı kontrol edemez ve sonuçta bir çalışan kendi adına zorlu bir süreci geride bıraktığında beklenmedik bir satış yapmak üzere olabilir. Fakat önemli değildir, zaman sona ermiş ve istenilen hedef tutturulamamıştır. Bu nedenle “başarısız” ilan edilir.

Alfa’lardan sayıca fazla Beta’lar vardır. Ve eğer kazanmak ya da başarılı olmak en üst sıraya ulaşarak ölçülüyorsa o zaman Beta’lar “en iyi ikinciler” olarak görülürler. Alfa bakış açısından bu şu demek: Bir yazar sayısız değerde eser yazmış olabilir ancak bu kitaplardan bir tanesi bile en çok satanlar listesine girmediyse Alfa perspektifinden bu bir başarısızlıktır. Süreçteki başarı önemli değildir; sonuç performansın belirleyicisidir.

Örneğin; satış departmanında bir yöneticisiniz ve özellikle ikna yeteneğinizin birçok işte sizi ön plana çıkardığını fark ettiniz. Beta yaklaşımı, sizin kendinizi ikna yeteneği güçlü bir satış uzmanı olarak pazarlamanız ve kendinize böyle bir mesleki gelişim rotası oluşturmanız gerektiğini düşünür. Çünkü ikna stratejilerine bağlı satış taktikleri hakkında en iyi bilgiyi özümseyebilir ve böyle bir ihtiyaç gerektiğinde en iyi performansı siz ortaya çıkarabilirsiniz. Bu yüzden önemli olan iyi olduğunuz konu ve ihtiyaç duyulan konunun eşleştiği bir mesleki gelişim haritası oluşturmak olmalıdır. Bu bakış açısının Beta tipi bir organizasyon tarafından anlamı için ise bu konuda başarılı olmak için ihtiyaç duyduğunuz her türlü kaynağın size sağlanması anlamındadır.

İddialı ve baskın olan Alfa liderliği kısa vadeli kazançlar sağlarken duygusal olarak dikkatli Beta liderinin daha fazla yaratıcılığı teşvik etmesi ve daha mutlu bir çalışma ortamı sunması ile kalıcı başarı elde etme olasılığı daha yüksektir.

Beta bakış açısına göre bir kurum birden fazla kişiden oluşur ve kurumun başarısı kişilerin ortak çabasını gerektirir. Bu nedenle, herhangi bir işin başarısı sadece yöneticinin nasıl performans gösterdiğine değil, herkesin nasıl bir araya gelerek bir değer oluşturduğuyla ilgilidir.

Beta liderleri organizasyondaki en etkili kişilerdir. İnsanları kolayca etkiler, güven yaratır, iş birliğine önem verir, karşındakini dinler ve empati yetenekleri oldukça gelişmiştir.  “Beta” lideri bir şirketteki en yüksek sesli kişi olmayabilir ancak bu kesinlikle zayıf olduğu anlamına gelmez.

Günümüz liderler aynı zamanda birden çok kuşağın bir araya geldiği bir iş gücü ile boğuşuyorlar. Sessiz kuşak, X, Y ve Z kuşaklarının çoksesliliği ve bu grupları yönetebilme konusunda “agresif yönetim” tarzı olan Alfa tipinden daha çok işbirlikçi “Beta” liderlerinin daha iyi bir kapsayıcı rolü olacağı düşünülüyor.

Ayrıca yarının Beta şirketleri daha düz bir yapıya sahip olacağından yaşları ne olursa olsun her birey değişimi ve organizasyonun yönünü etkileme fırsatına sahip olacak. Bu aynı zamanda Brian Robertson’ın “Holacracy(Holakrasi) yönetim şekli olarak tarif ettiği “yöneticisiz şirket” modelinin de neden gelecekte tercih edileceğini de açıklıyor. Bu tip şirketler daha çok çalışanın girip çıkacağı ya da daha uzun süre kalmayı tercih edeceği yerler olacaktır.

Son olarak Brian Robertson’ın Holakrasi ile ilgili TEDX videosunu aşağıdaki linke tıklayarak izlemenizi tavsiye ederim.

Bu yazının orjinali ilk olarak www.besellf.com sitesinde yayınlanmıştır. Diğer yazılar için lütfen tıklayın.

 

Teknolojinin gelişimi ve işin geleceğinden bahsettiğimiz bugünlerde iş yapış şekilleri, ofis hayatı ve firmaların işe alım yöntemleri bile değişiyor. Çok çalışmak, iyi özgeçmişlere sahip olmak ve deneyim sahibi olmak böylesine rekabetçi bir piyasada fark edilmek ve kariyer basamaklarını tırmanmak için artık yeterli olmuyor.

Bu dönemde farkındalık yaratmak ve diğer insanların önüne geçebilmek için kişisel bir marka olmanız gerekiyor çünkü başarının kalıcı ve görünür olmasını sağlayan şey insanlar üzerinde bıraktığınız profesyonel izlenimlerdir.

Sevgili Murat Erdör ile yapacağım işin geleceğinde kişisel marka olmak konulu webinar söyleşisine katılmak için www.besellf.com sayfasını takip edin.


 

 

Steve Jobs’ın aynı boğazlı siyah kazak ve kotuyla konunun popüler olmasından bu yana, iş hayatındaki bazı çalışanlar her gün aynı kıyafetleri giyerek kendisini bir şekilde daha büyük bir başarı için hazırladığını düşünüyor. Bunun arkasındaki psikolojik muhakeme, her gün yapmanız gereken temel görevler için (kıyafeti seçme, ne yiyeceğine karar verme vb.) daha az enerji harcarsanız daha önemli kararlar için daha fazla zihinsel güce sahip olabilirsinizdir.

Ama bu doğru mu? Giysilerle ilgili basit kararlar vermeyi bırakmak gerçekten de gün içindeki genel beyin rezervinizi önemli ölçüde etkiliyor mu?

Karar yorgunluğu (Decision Fatigue) daha doğru olarak bilişsel yorgunluk-iyi bilinen bir psikoloji konusudur. İlk olarak travma, gelişimsel bozukluk veya beyin hasarları yüzünden bilişsel engel oluşan kişilerde keşfedilmiştir. Psikologlar, gündelik kararlarla karşı karşıya kaldıklarında, bu tür sorunları veya travması olan kişilerin, genellikle sıradan insanlara göre daha kolay ve hızlı yorulduklarını keşfettiler.

Bununla birlikte, sağlıklı, normal insanlar genellikle aynı bilişsel engellerden etkilenmezler. Sağlıklı bir zihin, günde çok az enerji ile binlerce karar verme yeteneğine sahiptir. Örneğin, ortalama bir kişi gün içerisinde 35.000 karar; araba sürerken dakikada yaklaşık 180 karar verir. Eğer bilişsel olarak sağlıklıysanız tek bir günlük kararı (hatta 10 kararı bile) vermekten kaçınmak genel enerji seviyenize çok fazla etki etmediği gibi gelecekte iyi kararlar vermenizi de engellemeyecektir.

Günlük basit kararlar yorucu mudur?

Bu trendi takip eden bir başka kişi olan Başkan Obama bu teori hakkında şöyle diyor:

Beni sadece gri veya mavi takım elbiseyle görebilirsiniz. Verdiğim kararları azaltmaya çalışıyorum. Ne giydiğim veya ne yediğimle alakalı kararlar vermek istemiyorum. Zaten gün içinde almam gereken karar sayısı çok fazla.”

Genellikle insanlar “karar yorgunluğu” kavramıyla neredeyse bilinmeyen ve sınırsız seçeneklerle karşı karşıya kaldıklarında yüzleşirler. Çoğu insan yeni bir araba almak veya bir düğünü planlamak gibi bir seçim yapmadan önce verdiği çabanın farkında değildir. Tüm bunlar kümülatif bir etki yaratır ve süreç içerisinde ne kadar uzun süre kalırsanız o kadar yorucu hale gelir.

Iyengar ve Lepper’in 2000 yılında yaptığı araştırmada; kişinin karar aşamasında seçenek sayısı arttıkça satın alma isteğinin azaldığı ve bu karardan duyulan tatminin de düştüğü belirlenmiştir.

Ama konu neredeyse her gün yaptığımız işlere gelince araştırmada bahsedilen karar yorgunluğuyla bu aynı şey değil. Bu karar verme durumu, birçok psikolojik deneyde karar yorgunluğu yaşayan kişilerin aldığı kararlardan niteliksel olarak farklıdır.

Karar yorgunluğu günlük alınan kararlar için bir bahane olmamalı

Bazen herhangi bir konuda -günlük vermeniz gereken kararlar da dahil olmak üzere- karar vermek istemediğinizde “karar yorgunluğu” ile daha çok karşılaşırsınız. Örneğin bazı çalışan kadınlar “Artık akşama ne pişireceğimi düşünmek istemiyorum. Çok yoruluyorum.” diye yakınır.

Böyle zamanlarda başarılı birkaç kişinin hayran kaldığınız (Tabi ki size daha cazip görünen) bir davranışını kolayca benimseyebilirsiniz. Ancak söz konusu olan söylemler bilimsel bir karşılığa sahip olmalı. CEO ve Fortune 500 şirket yöneticileriyle yapılan basit bir araştırma ile bu çok başarılı kişilerin çoğunun her gün aynı kıyafeti giymediğini söyleyebiliriz. Tabi, “aynı” tanımına “takım elbise ve kravatı” eklemediğiniz sürece.

Aynı zamanda bunun tersi de doğrudur. Birçok başarısız kişi, her gün aynı kıyafetleri giyerek etraflarında pozitif bir etki yaratmada başarısız olurlar. Tabi ki tek başına giysiler, başarılı olmanızı ya da başarınıza anlamlı bir şekilde katkıda bulunmanızı sağlamaz. (Kıyafetleriniz iş yerinizdeki normlara uyduğu sürece). Ama söz konusu etki yaratmaksa bu konuda yardımcı olmadıkları kesin.

Ne giyeceğimizi ya da akşama ne yemek yapacağımız gibi basit konularda karar vermeyi ertelemek bilişsel tembelliğin belirtileridir ve bilişsel rezervinizi oluşturmanıza yardımcı olmaz. Bu da ayrıca böyle popüler bir konunun tamamıyla yanlış anlaşıldığını göstermektedir.

 Rutin ve alışkanlıklar değer katar

İnsanlar yaşamlarında belli rutinlerin ve sağlıklı alışkanlıkların değerini anlamaya başladılar. Her gün sabah belli bir rutine sahip olmak beyin ve bedenimize “kalkma zamanı,” “duş alma zamanı gibi sinyaller gönderir.

Ancak “aynı” olmak uğruna aynılığı savunmak (ya da daha kötüsü sizi başarılı yapacağı için aynı olmayı savunmak) altı boş bir hedeftir. Bu; hayatta yapmaktan keyif aldığımız şeylere odaklandıkça mutluluğun doğal olarak geleceğini düşünmek yerine mutluluğu bir hayat amacı haline getirip sürekli kovalayarak elde edeceğini düşünen insanlar gibidir.

Eğer bir helikopter böceğinin peşinden gitmezseniz gelip elinize konar. Mutluluk da böyledir; kovaladıkça ve ona ulaşmak uğruna peşinden koştuğunuz sürece kaçar gider; ne zamanki hayatı dolu dolu yaşar ve tam anlamıyla deneyimlersiniz o zaman mutlu olduğunuzu hissedersiniz.

“Aynılık” kavramını “karar yorgunluğu” konusuna bağlamak bilimsel verileri anlam ifade etmeyen parçalara ayırmak gibidir. Bu konunun bilimsel tarafı, bir gün boyunca alınan kararlar sonucu bilişsel enerjinin tükenmesinde “iradenin” ne gibi bir bağlantısı olduğu ve bu sistemin nasıl çalıştığıyla ilgilidir. Bilişsel yeteneklerimiz veya rezervlerimiz üzerinde neredeyse hiçbir etkisi olmayan günlük kararlardan vazgeçmekte değil.

 Giysi ve psikoloji arasındaki sıkı bağı inceleyen Fransız Psikolog Sarah Stern, hep benzer kıyafetleri giyen, alışverişe çıktığında dolabında bulunan kıyafetlerin aynısını satın alan, belirli renkler dışında başka renkleri giymeyenleri kırılgan kişilikler olarak tanımlıyor. Bu algıyı korumak için kıyafetler üzerinden dokunulmaz ve sert bir kalkan oluşturarak bu dış görüntüyle insanlardan korunmaya çalıştıklarını belirtiyor.

Dolayısıyla başarılı iş insanlarının tercihi gibi görünen giyimde “aynılaşma” trendinin arkasında herhangi bilimsel bir açıklama olmadığını söyleyebiliriz. Bunun daha çok girişimci liderler tarafından benimsemesinin olası nedenini ise bir sonraki yazımda daha detaylı yazacağım.

Ama yine de zorlandığınız kıyafet seçimlerini daha zaman kazandırıcı hale getirmek istiyorsanız işte tüyolar:

Dolabınızı düzenleyerek sadeleştirebilirsiniz. Buna iki yıldan uzun süredir giymediğiniz kıyafetleri çıkartarak başlayın. Yeni rutinler oluşturun mesela akşamdan giymek istediklerinizi hazırlayabilir bu konuda ciddi bir zaman kazanabilirsiniz. Ya da bu konuda uzman birinden gardırop detox ve kombin oluşturma hizmeti almak isteyebilirsiniz.

İş hayatının vazgeçilmezi birçok profesyonelin kullandığı kapsül gardırop ise belki de en isabetli karar olacaktır.


Bu yazının orijinali www.besellf.com websitesinde yayınlanmıştır. 

Bazılarımızın hobi olarak, bazılarımızın ticaret, bazılarımızın ise yatırım olarak baktığı alan adı yatırımcılığı son dönemlerde artan kur artışı sebebi ile bir çok kişiyi sektörden uzaklaştırdı. Lakin elinde gerçekten değerli alan adları olanlar ise değerini korumak adına alan adlarını bir kez daha yenilerek değişimin ve girişimciliğin yeni adı Pafito 2. el alan adı satış platformunda sergilemeye başladı.

Pafito sadece alan adlarının sergilenmediği, tüm dijital varlıkların barındığı özel bir sitedir. Şuan Beta sürümü ile karşımızda olan Pafito‘nun en çok dikkatimi çeken özelliği ise eklediğiniz bir dijital varlığınıza özel ücretsiz olarak sayfa ve grafik sunmaları oldu.

Alan adınızı eklediğiniz an itibariyle size özel logo, tsort, çanta, kartvizit, mobil ve desktop site demo görüntüsü, etiket, dergi ve birçok özellik sunmakta.

Ayrıca alan adı özel analizi çıkartılmaktadır.

Alan adı yatırımcılığı yada alan adı almadan önce başvuracağınız adresler arasına kaydetmenizi tavsiye ederim.

Marka dediğiniz herhangi bir sembolün ötesinde bir konudur. Herkesin gözünde bir garanti anlamına gelir. O markayı taşıyan hizmet adına işlevini en iyi şekilde yerine getirme sözü verir.

Bu söze inandığımız için marka olan bir şeye daha fazla para ödemeyi tercih ederiz. Çoğu zaman marka, garantinin de ötesine geçer. Çünkü hiçbir garanti, müşterinin uğradığı hayal kırıklığını, yitirdiği zamanı karşılayamaz. Özellikle hizmet müşterileri tarafında bu çok daha önemlidir çünkü çoğu hizmetin garantisi yoktur.

Örneğin; reklam ajansı tarafından önerilen bir fikrin işe yarayacağını, hukuksal bir önerinin iyi olduğunu veya ilk kez gittiğiniz bir oteldeki hizmetten memnun kalacağınızı nasıl garanti edersiniz? Çoğunlukla edemezsiniz. Bu durumda hizmet müşterilerinin yaptığı şey markaya ve vaadine güvenmek olur.

“Hizmet bir vaattir ve bu alanda bir marka olmak vaadinizi güçlendirir.”

Aynı konu profesyonel iş yaşamı için de geçerli. Bizler aslında çalıştığımız firmalara- kendi işimizi yapıyorsak müşterilerimize- uzmanı olduğumuz ya da olmak istediğimiz konuda bir hizmet sunuyoruz. Hepimiz bu anlamda birer girişimciyiz. İşimizde deneyim kazandıkça sahip olduğumuz know-how da değerleniyor. Fakat güçlü bir özgeçmiş ve konusunda deneyimli olmak gibi somut konular başarıyı sürekli kılmaya ya da tercih edilen olmaya artık yetmiyor.

Details

Liderlik tavrı ve duruşu, Executive Presence, bir girişim ya da firmada liderden beklenen davranış şeklidir. Duruş ve tavrın arkasında yatan sosyal bilim ise birbirimizle ilgili yargılara nasıl vardığımızla ilgilidir.

Diğer insanlar, duygularınızı nasıl okuduklarına göre varlığınızı yargılarlar. Üç farklı kanal vasıtasıyla elde ettikleri bu bilgilere dayanarak zihinlerinde ne söylediğiniz ve ne hissettiğinizle ilgili bir resim canlandırmaları hiç de zor değildir.

Görsel– Vücut dili, göz teması ve yüz ifadeleri aracılığıyla hangi duyguların sinyallerini gönderiyorsunuz?
Vokal- Sesinizi duyan birinde hangi duyguları uyandırıyorsunuz?
Sözel– Kullandığınız dil hangi duyguları hissettiriyor?

İnsanların duygusal durumunuzu anlamak için görsel, vokal ve sözel kanalları kullandıklarını anlamak önemlidir. Ama bu yine de sizden ne tür bir beklenti içerisinde olduklarını göstermez. Bu konuyu anlamak için ise sosyal yargılarımızın temelini oluşturan iki temel niteliğin farkına varmalıyız: “Güç ve Sıcaklık”

Davranış bilimi araştırmalarına göre başkalarını- özellikle de liderleri — yargılarken iki konuya bakarız: Ne kadar sevildikleri (sıcaklık ve güven gösterdikleri) ve ne kadar korkulur (güç ve yetkinlik gösterdikleri) oldukları.

  

Peki bu özellikler neden bu kadar önemli? Çünkü önemli iki soruya cevap veriyor:

“Bu kişinin bana karşı niyeti nedir?” ve “Bu konuda yetkinliğe sahip mi?”

Bu değerlendirmelerin hepsi bir araya gelince diğer insanlara, gruplara hatta markalara ve kurumlara karşı duygusal ve davranışsal tepkilerin temelini oluşturur.

Örneğin; gösterilen güç; işlerin yapılmasını sağlar ve “yetkinlik” ve “atılganlık” olmak üzere iki temel unsurdan oluşur. Güçlü kişiler yetenekli ve inandırıcı görünürler ve çevrelerindeki dünyayı şekillendirebildikleri için saygı kazanırlar.

Güçlü yöneticiler, grubu yönlendirme ve tehditten koruyan kişi oldukları için daha çok yetki sahibidirler. Bu yüzden etkin liderlik için güç şarttır!

Eğer güç, kabiliyetle ilgili ise sıcaklık niyetle ilgilidir. Paylaşılan ilgi alanları, değerler veya duygular ile ilgilidir. Aynı takımda olduğunuzu düşünüyorsanız ya da dünyayı diğerlerinin gözüyle görebiliyorsanız bu yansıtılan sıcaklıktır.

Görünenin ve duyulanın aksine “sıcaklık” tutkal gibidir; insanları birbirine bağlar. Yakınlık ve güven kazandırır. Takım çalışmasını mümkün kılar. En temel seviyede, sizi ilişki kurabilen, yaklaşılabilir ve beğenilir biri haline getirir.

Fakat, güç ve sıcaklığı bir kerede yansıtmak oldukça zordur. Çünkü bu nitelikler birbirleriyle gerginlik içerisindedir. Gücü yansıtmak için yapabileceğimiz şeyler — dik durmak, emir vermek ya da bir konuyu kanıtlamak için üst üste birçok veri paylaşmak- bizi olduğumuzdan daha az sıcak gösterir.

Aynı şekilde, sıcak davranışların fazlalığı — sürekli insanları mutlu etmeye çalışmak ya da yardım etmek — bizi “sevimli beceriksiz” gibi gösterir.

Ortada böyle bir ikilem varken doğru olan hangisidir?İnsanlar bizi beğensin diye sıcak mı davranmak yoksa saygı kazanmak için güç mü göstermek?

Çoğu zaman böyle bir seçim yapmak doğru olmaz çünkü güç ve sıcaklık birbirinin zıttı değil tamamlayıcısıdır. Her ikisi de lider duruşunun vazgeçilmezidir.

Yüksek oktanda güç ve sıcaklık kombinasyonuna sahip insanları gördüğümüzde, onlara lider gözüyle bakarız çünkü onların bir şeyleri gerçekleştirme kabiliyetine sahip olduklarına yürekten inanırız. Bu yargılar her zaman kişiye özeldir çünkü başkalarını kendi deneyimlerimizin lensleri aracılığıyla algılarız.

Harvard Üniversitesi profesörlerinden Amy Cuddy ve meslektaşlarının yaptığı araştırmalar, belirli oranlarda güç ve sıcaklığın insanlarda farklı duygusal tepkilere neden olduğunu gösteriyor.

İnsanlarda duygusal tepkilerin değişimi

Örneğin; insanların “konularında yetkin fakat sıcaklıktan yoksun” algısının başkalarında kıskançlığa neden olduğunu göstermektedir.

Kıskançlık “hem saygı hem de kızgınlığı” barından bir duygu olduğundan ilişkilerde yol kesicidir. Birisine saygı duyduğumuzda, bizimle iş birliği yapmasını ya da onunla en azından bağlantı kurmayı isteriz ancak kızgınlık, kişiyi olası bir sert misillemeye karşı savunmasız halde bırakabilir.

Öte yandan, “sıcak ama yetkin olmayan” bir kişiye acıma eğilimindeyizdir ki bu da bir takım duygu karışımları içerir: Merhamet, acıdığımız kişilere karşı bizi yardım etme konusunda harekete geçirir, fakat bu kişilere saygı duymadığımızdan önemsemez ve ihmal ederiz. Bu durumu emekliliği yakın bir çalışanın şirket için önem derecesinin azalması gibi düşünebilirsiniz.

 

 

Aslında insanlarda birçok başka özellik de gözlemliyoruz. Ancak hiçbiri “sıcaklık ve güç” kadar etkili değil.

Psikoloji alanından elde edilen araştırmalar, bu iki boyutun çevremizdeki insanlarda oluşturduğumuz pozitif veya negatif izlenimlerimizin yüzde 90’ından fazlasını oluşturduğunu göstermektedir.

 

Peki, o halde başarılı bir lider olmak için gerekli formül nedir? Sevilen bir lider olmak mı yoksa güçlü bir lider mi?

 

Girişimci ve Profesyoneller  için “kişisel ve kurumsal markalaşma & imaj yönetimi” konusundaki yazılarımızı okumak için www.besellf.com bloguna abone olabilirsiniz.