Duygusal Çeviklik

Kişisel Gelişim 56 Görüntüleme

Hepimiz bu hayatı belirsizlik içerisinde yaşıyoruz. Belki bize konacak bir teşhis ile çökme noktasına geleceğiz. Sağlığımızın kıymeti yadsınamaz derecede çok önemli. Emin olduğumuz tek şey var, belirsizlik içerisinde yaşıyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre depresyon, kanserin ve kalp hastalığının önüne geçerek birinci sırayı işgal ediyor. Sürekli hissetiklerimiz üzerine düşünür durursak, kendi aklımızda sıkışır kalırız.

Duyguların toplumlarda iyi ve kötü olarak farkedilir şekilde ikiye ayrıldığını görebilirsiniz.

Gerçek duygularınızı kenara bırakarak, sadece makul olduğunu düşündüğünüz duygulara izin vermeyin. Üzüntü, sinirlilik hali gibi sözde kötü duygulara sahip olduğunuz için kendinizi yargılamayın. Negatif görülen hislerden utanılmamalıdır. Pozitif olmak üzerine insana dayatılan yeni bir doğruluk biçimi yaygınlaşmaya başladı.  Yanlış pozitiflik veya kötü olarak adlandırdığımız duyguları ötekileştirmenin ortak noktası kalıplaşmış tepkilerdir. Bu ayrımcılıkta çıkarabileceğimiz tek ders bu kalıplaşmış inkarın işe yaramaz ve sürdürülemez olduğudur.

Duygusal Bastırma” konusunda yapılan araştırmalar; duyguların görmezden gelindiği durumlarda daha da güçlendiklerini göstermektedir. Görmezden gelerek duygularınızı kontrol altında tuttuğunuzu sanırsınız. Aslında onların sizi kontrol ettiğinin farkında değilsinizdir. Ne kadar bastırırsanız bastırın,  iç acı her zaman bir yolunu bulup ortalığa çıkacaktır. Bu durumda bedelini yine siz ödeyeceksiniz.

Görüşlerime bakarak mutluluk karşıtı olduğum sonucuna varılmasını istemem. Mutlu olmayı kim sevmez ki? Ayrıca çok da mutlu bir insan olduğumu söyleyebilirim. Ancak yanlış pozitiflik adına normal yaşamamız gereken duyguları yaşamadığımızda dünya ile başa çıkacak kapasitemizi de kaybederiz. Hayal kırıklığından korkup denememek, acı, hüzün gibi hislerin hemen geçmesini istemek yaşayan insan için pek de mümkün değildir.

Yalnızca ölü insanlar stresli olmaz, kalpleri kırılmaz, başarısızlığın ardından gelen hayal kırıklığını yaşamazlar. Zor duyguları tatmak, yaşamak hayatın bir parçasıdır. Stres ve rahatsızlık yaşamadan hayatınıza anlam katamazsınız. Bu kavramlar hayatı anlamlı kılmanın bedelidir.

Tüm bu kalıplaşmış pozitifliği bir kenara bırakıp duygusal çevikliği nasıl sağlayabiliriz? sorusuna gelince “Ne hissetmeniz gerektiği ile ilgili hisleri kafanızdan çıkarıp, gerçekten ne hissettiğinize odaklandıktan sonra onu açığa çıkarmak”cevabıyla başlayabiliriz. Ortaya çıkardığınız bu hisler acı, pişmanlık, yas vb. olabilir . Tüm bu duygularınızı kabullendiğinizde dayanıklılık ve başarının yani gerçek mutluluğunu temel taşını oluşturmuş olursunuz. Duygusal çeviklik bu duyguların da ötesinde duygularımızı doğru adlandırmanız gerektiğidir. Burada sözcükler devreye girer; “ Stresliyim” yerine “ Yanlış kariyerdeyim “ örneğine bakarak benzer duygularımızı çözümleyebiliriz. Hislerinizin asıl nedenini tanımlarsanız kendiniz için daha doğru adımlar atmaya başlayabilirsiniz.

Duygularımız önemsediğimiz olgulara ışık tutan verilerdir. Bizim dünyamızda anlam ifade etmeyen şeylere güçlü duygular beslemeyiz. Haberleri izlerken sinirlenmek eşitlik ve adalete verdiğinizin işaretidir; hayatınızı bu yönde ilerletmek için ışık tutar. Duyguların sadece veri olduğunu talimat olmadığını da unutmamak gerekir. Duygulara sahip olan sizsiniz, onlar size sahip olamaz.

Duygularınızdan kurtulmak için acele etmeyin. Sınırlarını öğrenin kalbinize bir göz atın. Duygum bana ne söylüyor ? Beni değerlerime hangi hareket götürecek? Hangi hareket değerlerimden alıkoyacak?Sinirliyim, üzgünüm gibi sözler söylememeye çalışın. Çünkü buyum deyince duygu sizmişsiniz gibi oluyor. Oysa ki, siz yine sizsiniz. Var olan olan duyguyu farketmeye çalışın. “Üzüldüğümü fark ediyorum“ “Sinirlendiğimi fark ediyorum” gibi. Bunlar önemli veriler.

Duygusal gerçekliği hissedebildiğinizde örgütlerde, ailenizde, toplumda yakınlaşma, yaratıcılık ve değişim de kaçınılmazdır.

“Kendisinin ne hissettiği hakkında hiçbir fikri olmayanlar, çevrelerindeki kişilerin ne hissettiğini anlamaktan tamamen acizdirler.” Daniel Goleman

Facebook ile yorum yap
İrem Karaarslan

İnsan Kaynakları Profesyoneli